Zühal Baydur’a Barolar Birliğinden anlamlı ödül

860
0
Paylaş:

Şilt02Mesleğine 50. yıl hizmet veren, hukukçu ve Türkiye’nin ilk kadın sendika yöneticisi olan Avukat Zühal Baydur’a Türkiye Barolar Birliği tarafından bir şilt verildi.

Sendikamızın kuruluşunda büyük emeği olan, uzun yıllar KİPLAS Genel Sekreterliği ve Hukuk Müşavirliği görevlerini yürütmüş olan Baydur için verilen şilti Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu takdim etti. Şilti Sayın Zühal Baydur adına sendikamız Hukuk Servisi çalışanlarından Sayın Av. Gönül AKGÜN KOYUNCU aldı.20160229_istanbulplaket1gun (24) (640x427)

KİPLAS ailesi olarak Zühal Baydur’u gönülden tebrik ediyor, sendikamıza ve çalışma hayatımıza yaptığı katkılaradn ötürü bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz.

Zühal Baydur kimdir?

KİPLAS ’la Özdeşleşen Bir İsim: Zühal Baydur (Yarım Asırlık Çınar: KİPLAS kitabından)

Bazı kurumlar ve kişilerin tarihi birbirinden ayrı düşünülemez. KİPLAS’ın tarihinden bahsederken Zühal Baydur’dan ayrıca bahsetmemek mümkün değildir. Çünkü Zühal Baydur KİPLAS ile özdeşleşmiş bir isimdir.

Zühal Baydur Türk sendikacılık tarihine adını yazdırmış bir sendikacıdır. Türkiye’nin ilk kadın sendika yönetici olmasının yanında azmi, çabası ve yürekliliğiyle her kesim tarafından özgün ve unutulmaz bir simge olarak kabul görmüştür.

Sendikanın ilk yıllarından itibaren pek çok zorlukla mücadele ederek genel sekreterlik görevini yürüten Zühal Baydur, bu yoğun ve yıpratıcı vazifeden ilk olarak 1979 yılında emekliliğini istemesine karşın hizmetlerinin vazgeçilmezliği göz önüne alınarak yönetim kurulu ve işverenlerimizin isteğiyle çalışmalarına devam etmesi istenmiştir. 1982 yılında bir kez daha emekliğini talep eden Baydur’un isteği kabul edilmiş ancak Yönetim Kurulu Danışmanı olarak çalışmalarını sürdürmesi istenmiş ve yönetim kurulu bu genel isteği kabul etmiştir.

Uzun yıllar Baş Hukuk Müşaviri olarak hem KİPLAS’a hem ülkemize hizmet veren Zühal Baydur 2006 yılında KİPLAS Yüksek Danışma Konseyi toplantısında dönemin çalışma bakanı Murat Başesgioğlu’ndan aldığı plaketle 44 yıllık fiili çalışma hayatını noktalamıştır.

Zühal Baydur aynı zamanda KİPLAS’ın yenilikçi yapısının ve KİPLAS’ın adının sanatla anılıyor olmasının da mimarıdır.

Kendi Kaleminden Zühal Baydur ve KİPLAS 

Sendikada bir ben, bir de Doğu Anadolu’dan İstanbul’a göç etmiş çok terbiyeli ve saygılı bir müstahdemimiz  vardı.

Yönetimden müzakereye, telefonda veya yüzbeyüz her türlü hukuki görüşten, yasa taslaklarının hazırlanmasına ve Sendika – Konfederasyon ilişkileri ile her iki sendikanın yönetim kurullarının, sekretarya hizmetlerini yapmaya, toplu sözleşme yetki ihtilaflarını ve sözleşme müzakerelerini yürütmeye tüm gücümle çalışıyordum.

Farkında olmadan sevdiğim bir uğraş içinde kendimi bulmuştum. Hiç düşünmediğim bir iş dalında çalışmalarımı zevkle sürdürüyordum.

Sanayi kesimine hizmet etmek insana hizmet etmekti. Çünkü her ne kadar sanayi denilince akla makineler gelse de, insan bu faaliyetin temel unsurunu teşkil ediyordu. İşte yeni yürürlüğe giren toplu iş sözleşmesi grev ve lokavt kanunu ile bunu yapmaya yetki veren Sendikalar Kanunu, bu sahayı alabildiğine düzenliyor, işçi ile işverenin bütün ilişkilerini yeniden düzene koyuyordu.

Uzun süren tartışma ve müzakereler sonunda yapılan bir toplu iş sözleşmesini imza edip, işçi ve işverenlerin mutlu bir şekilde sendikamızdan ayrılmaları, bana bütün yorgunluğumu unutturuyordu.

O fakir ama ekmek kavgası savaşını namusu ile veren çalışanlarla, diğer tarafta gecelerini bile uykusuz geçiren ve yarın ödeyeceği çek veya senedi ile daha fazla üretimin yollarını arayarak daha fazla istihdam diyebilen, yatırım ve istihdam hastalığına tutulmuş insanlara karınca kararınca katkıda bulunmak bana daha çok öğrenmek ve daha çok hizmet etmek için hız veriyordu.

Her iki kesim de sıkıntı ve dertlerini müzakere masasında dile getiriyor; uzun müzakereler, uyuşmazlık prosedüründen de geçirildikten sonra her iki tarafın da kanuni yollar ve haklar denenmiş olarak anlaşmaları sağlanıyordu. Bu çalışmalarımda sendikacılar, işçiler ve işverenler kısa bir süre sonra bana inandılar ve güvendiler. Ben ne sendikacılara ve onların üyesi işçilere, ne de işverenlere hiçbir hileli yol teklif etmedim. Tarafları memnun etmek için, işçinin veya sendikacının zaafından istifade etmedim.

Ama işverenin hakkını da kimseye çiğnetmedim. Bu konuda unutamadığım bir anımı dostlarımla paylaşmak istiyorum.

Petrol-İş ve KİPLAS 3500 işçiyi kapsayan birçok işyeri için anlaşmazlığa düşmüş ve greve gidiyor. Başkanımız Sayın Refik Baydur, Petrol-İş Başkanı (sonradan CHP Partisi milletvekili olmuştur) Sayın Cevdet Selvi ve arkadaşlarını sendikamıza davet ederek;

“Başkan gidişimiz iyi değil, benim bu sıkıntıya çözüm olabilir düşüncesiyle bir teklifim var. Bir kişi siz seçin, bir kişi biz seçelim, onların seçeceği bir kişi ile üç kişilik bir komisyon kurulsun, bu anlaşmazlığı çözmeye çalışsınlar, anlaşamadıkları yerlere  bir çözüm biz arayalım. Son kararı verelim.” Dedi.

Sayın Cevdet Selvi teklifi kabul edip başka bir odaya aracılarını tespit etmek için geçtiler. On dakika sonra toplantı salonuna gelip;

“Sayın Başkan, biz Petrol-İş aracısı olarak Sayın Zühal Baydur’u seçtik. Şimdi sıra sizde” demez mi?

Bu sefer de bizim yöneticilerimiz odadan çıkıp on dakika sonra içeri girip şöyle dediler;

“Sayın Başkan, biz de sendikamızı Hüseyin Beyin temsil etmesini istiyoruz.”

Hüseyin Bey Petrol-İş’in toplu sözleşmeden sorumlu yönetim kurulu üyesi idi. Kendisi çok saygı değer ve sözüne güvenilir bir insandı. Biz iki aracı, üçüncü aracıyı seçmeden ve her iki yönetime bir ihtilaf konusu  bırakmadan sözleşmeyi bitirdik. Bu olaydan çok etkilenmiştim. Ve bu olay küçümsenmeyecek bir itimat ve sağduyunun eseriydi. Sayın Cevdet Selvi ve arkadaşlarının bu kadirşinas yaklaşımı beni çok onurlandırmıştı.

Benim yetişmemde büyük etkisi olan, öncelikle hocalarım Prof. Dr. Ferit Hakkı Saymen, Prof. Dr. Halit Kemal Elbir, Prof. Dr. Kemal Oğuzman ve yakın arkadaşlarım Prof. Dr. Münir Ekonomi, Prof. Dr. Metin Kutal, Prof. Dr. Nusret Ekin, Prof. Dr. Toker Dereli, Prof. Dr. Savaş Taşkent önemli yerlere sahiptirler. Hepsine şükran borçluyum.

 

Paylaş: