“Türkiye halen cazip bir yatırım ülkesi”/Röportaj: Didem Atalay / Dünya Gazetesi

910
0
Paylaş:

Garrelt Duin, Ortadoğu’da yaşanan sorunların Türkiye’yi etkilemeyeceğini ve Türkiye’nin yatırım için halen cazip bir ülke olduğunu kaydetti.

Didem ATALAY

ANKARA – Kuzey Ren-Vestfalya’nın Ekonomi, Enerji, Sanayi, Orta Ölçekli İşletmeler ve Sanatkarlar Bakanı Garrelt Duin Ortadoğu’daki gerilim ve karışıklığın Türkiye’ye olan yabancı ilgisini etkilemeyeceğine dikkat çekerek, “Son zamanlarda Türkiye’de gerçekleştirilen reformlar ve alınan kararlar var. Türkiye gün geçtikçe daha cazip bir yatırım ülkesi haline gelmeye başladı. Buna dayanarak Almanya’da birçok kişi Türkiye’de ne gibi yatırım imkanları var bunları araştırmaya başladılar” dedi.

Türkiye ile Kuzey Ren Vestfalya arasındaki 7.8 milyar euroyu bulan yıllık ticaret hacminin potansiyeli yansıtmadığını ve çok düşük bir rakamda kaldığını dile getiren Duin, “Dış ticaret hacminde doldurulması gereken büyük bir boşluk, gidilmesi gereken oldukça uzun bir yol olduğunu düşünüyorum. 7.8 milyar euroluk hacmi yetersiz buluyorum. Kısa sürede 20 milyar euroyu aşacağımıza inanıyorum” şeklinde konuştu.
Türkiye ile birlikte yapılacak yatırımlara önem verdiklerini kaydeden Duin, otomotiv sektöründen örnek vererek, “Eyaletimizde otomotiv sektörüne baktığımız zaman tedarikçiler açısından gerçekten dünya çapında ün yapmış işletmeler bulunmakta. Türkiye’de de otomotiv sektöründe de tedarikçilerinin başarılı olduğunu biliyoruz. Birlikte know-how’ı da kullanarak birçok pazarda yatırım yapabilirler.” dedi.
Ankara Sohbetleri’ne konuk olan Garrelt Duin Ankara Temsilcimiz Ferit Parlak ve arkadaşımız Didem Atalay’ın sorularını yanıtladı.
– Kuzey Ren Vestfalya’da yoğun bir Türk nüfusun yaşadığını biliyoruz. Yeni neslin işçi kimliğinden sıyrılıp girişimci olmaya başladığını da görüyoruz. Bu fotoğraf Türklere ve Türkiye’ye olan bakış değiştirdi mi?

Tespitleriniz doğru. Bakışın değiştiği de. Her şeyden önce iki ülkede birbirini çok iyi tanıyor. Özellikle Kuzey Ren Vestfalya’da yaşayan Türkler var. Öbür tarafta Türkiye’ye gelerek Türkiye’de iş yapmış Alman vatandaşlar var. Dolayısıyla karşılıklı olarak birbirini iyi tanıma söz konusu. Geçmişteki yıllara bakarsak eskiden sadece Almanya’ya çalışmaya ve yaşamaya geliyorlardı Türk vatandaşlar. Fakat artık burada sonraki nesiller yatırım yapmaya da başladı. Tam tersinden baktığımızda ise Türkiye’ye gelen Almanlar sadece turizm amaçlı geliyorlardı artık bir değişimin söz konusu olduğunu gördük. Almanların da Türkiye’ye oturmak ve yatırım yapmak için geldiklerini çok net bir şekilde görebiliyoruz. Son zamanlarda Türkiye’de gerçekleştirilen reformlar ve alınan kararlar var. Türkiye gün geçtikçe daha cazip bir yatırım ülkesi haline gelmeye başladı. Buna dayanarak Almanya’da bir çok kişi Türkiye’de ne gibi yatırım imkanları var bunları araştırmaya başladılar.

– Ortadoğu’daki karışıklığa rağmen Türkiye cazibesini koruyor mu? Bu karışıklık yatırımcıların Türkiye’ye olan bakışını değiştirir mi?

Son haftalardaki gelişmelere bakarsak ve eğer bu şekilde kalırsa ve son haftalardaki durumlar da göz önünde bulundurulursa karışıklık sadece siyasi niteliklidir. Herhangi bir yatırımı etkileyecek, yatırımcının üzerinde olumsuz etki bırakacak bir durum söz konusu olmaz. Aslında şöyle de değerlendirebiliriz bugünkü görüşmelerde de konuşulan; Suriye’deki gelişmeler hangi boyuta gelebilir, bir güç giderse diğer güç gelir mi?  Türkiye’den güç toplamak için buraya gelen sınırdan geçen bir takım güçler olur mu? Tabi ki bunu soran sorgulayanlar vardı ancak öbür taraftan Kuzey Ren Vestfalya’dan gelen merkezi orda olan bir girişimcinin bunu sorgulayacağını sanmıyorum. Eğer burada ticaret serbestisi varsa ve bölgede herhangi bir yatırım yaptıysa onu pek etkilemeyecektir.

– Dünya ülkelerinin yatırım çekmek için birbiriyle yarıştığı bir süreç yaşıyoruz. Çin’inden Belçika’sına, zengin Lüksemburg’undan Brezilya’sına kadar herkes yatırımcı peşinde koşturuyor. Kuzey Ren-Vestfalya o ülkelerden fazla/farklı olarak hangi avantajları sunuyor?

Tabi ki rekabet var. Ama biz kolayca rekabet edebiliriz. Rekabetin karşısına çıkabiliriz. Çok güçlü olduğumuzu söyleyebilirim. Başkaları da bir takım önerilerde bulunabilirler ancak biz Kuzey Ren Vestfalya eyaleti olarak çok iyi olduğumuzu ve yer olarak da çok iyi bir konumda olduğumuzu söyleyebilirim. Lüksemburg ve Belçika’ya gittiğiniz zaman belki daha az vergi vereceksiniz fakat öbür tarafta karşınızda gerçekten daha kalifiye elemanlar bulabilecek misiniz? Alt yapısı çok kuvvetli inşaatlarımız var onun dışında mutlaka söylemem gereken husus araştırma merkezleri ve üniversiteler konusunda biz çok daha farklı çok daha iyi konumdayız. Bunun dışında diğer unsurlara da bakmak gerekir her şeyden önce girişimciler ve işletmeler arasında çok büyük bir ağ var, tedarikçisi var, üreticisi var, ticareti ile uğraşan var, ek hizmetler verenler var işte bütün bunları Benelüx bölgesinde bulmanızı beklemiyorum.

– 600 binin üzerinde üniversite öğrencisi olduğunu biliyorum. Teknolojik ve mesleki eğitim alan bu öğrencilere de güveniyorsunuz galiba?

Tam rakamları vereyim. 634 bin yüksek okul ve üniversite öğrencisi var. Bunun 66 bin 400’ü yabancı öğrenci (yurtdışından gelen) Üst düzey eğitim alıyorlar ve geleceği tasarlıyorlar. Tabi ki bu yatırımcıya maliyet avantajı sağlıyor.

– Almanya dünyanın 3’üncü, Avrupa’nın en büyük ekonomisi. Fakat yatırım yeri olma kalitesini düşüren bazı faktörler de var. Bunun başında da düzenleyicilik, vergi sistemi geliyor. Bununla ilgili yaptığınız çalışmalar var mı, ya da olacak mı?

Açıkça söylemek gerekirse biz yatırımcılara vergi indirimleri ya da muafiyetleri gibi kavramlarla yaklaşmıyoruz, yaklaşmayacağız da. Böyle tekliflerimiz olamayacak. Ancak rekabeti başka yönden kazanmaya çalışıyoruz. Yenilikçi olmamız, teknolojiye verdiğimiz önem, araştırma geliştirme konusundaki gücümüz ile diğer rakiplerden daha ön planda olmaya çalışıyoruz. Diğer önemli bir hususta biraz önce sorduğunuz üniversitelerimiz, yüksek okullarımız, araştırma geliştirme merkezlerimiz. Demografik gelişimler. Almanya’nın yaşlı nüfusu çok fazla. Gençlerimiz daha az. Dolayısıyla okula ve eğitime çok önem veriyoruz. Hiçbir çocuğun eğitimsiz okulu terk etmesini istemiyoruz. Mutlaka bir zanaat eğitimi almasını istiyoruz. Çünkü ilerde de sadece devletin sosyal destekleri ile insanların ayakta kalması pek mümkün olmayacak. Onun için izin vermiyoruz.

– Türk yatırımcılarla Alman yatırımcıların birlikte üçüncü ülkelere yatırımları konusunda çalışmalar başlatılmıştı. Bu tür girişimler var mı? Olacak mı?

Mutlaka üçüncü ülkelerde iş birliği imkanı var. Öncelikle iki tarafın birbirini iyi tanıması gerekir. Bir güven ortamı olması gerekir. Öbür taraftan eyaletimizde otomotiv sektörüne baktığımız zaman tedarikçiler açısından gerçekten dünya çapında ün yapmış işletmeler bulunmakta. Öbür taraftan Türkiye’de de otomotiv sektöründe de tedarikçilerin çok olduğu ve başarılı olduklarını biliyoruz. Örneğin birlikte know-how’ı da kullanarak ABD pazarına geçebilirler üçüncü ülke olarak. Asya pazarı biraz daha farklı bir konumda ancak böyle bir şey neden olmasın. Üzerinde de durduğumuz bir konu bu.

– Kuzey Ren Vestfalya’da 25-30 bin Türk girişimcinin olduğunu biliyoruz. Ekonomiye katkılarından dolayı memnun musunuz?

Bizim eyalette çalışanlar bildiğim kadarıyla memnunlar. İşletmelerden bahsettiğimiz zaman geniş bir yelpaze söz konusu. Bir iki kişi istihdam eden işletmeler de var öbür tarafta 100’ün üstünde kadar kişi istihdam eden işletmeler de var. Bu işletmelerin memnun olduğunu düşünüyorum. Birde Almanya’da okuyup orda çok büyük bir işletme kurup daha sonra Türkiye’de de yatırımlar yapmışlar var. Ancak onlar Türkiye’den Almanya’ya ticaret yapmak istediklerinde karşılaştıkları engellerden bahsetmektedir. Bunlar da zamanla çözülür.

– Siz memnun musunuz?

Tabi ki. Çok renkli ve oradaki Türk kökenli Türk işletmelerden ve sahiplerinden çok memnunum. Entegrasyon açısından baktığımız zamanda bu tip işletmelerin başarılı oldukları zaman iyi bir örnek teşkil ettiklerini söyleyebilirim. Bunun dışında günümüzde artık o kadar farklı farklı konularla uğraşıyoruz ki. Örnek vermek gerekirse artık nesiller yaşlanıyor ve örneğin zamanında açılan bir manav bir sonraki nesil tarafından devralınmak istenmemekte. Dolayısıyla bu tür durumlarla da uğraşmak zorunda kalmaktayız. Üstesinden gelmemiz gereken bir çok konu var. Bir örnek vermek isterim bir Alman Usta’nın işletmesi vardır. Öbür tarafta çok kalifiye Türk ustalar olmasına rağmen işletmesini devretmek istemeyebilir. Yani bu tip sorunlarda var. Zaman zaman bazı odalardan bu tip sorunlar da gelmektedir. O yüzden daha yapacak çok işimiz olduğunu düşünüyorum.

– Sizinle dış ticaret hacmimiz 7.8 milyar euro civarında. Almanya’da Türk girişimcilerin, Türkiye’de ise Alman girişimcilerin sayısı artmasına rağmen hacim fazla yükselmiyor. Hacim yeterli mi sizce?

Bu rakam potansiyelimizi yansıtmayan çok düşük bir rakam. Dış ticaret hacminde doldurulması gereken büyük bir boşluk, gidilmesi gereken oldukça uzun bir yol olduğunu düşünüyorum. 7.8 milyar euroluk hacmi yetersiz buluyorum. Kısa sürede 20 milyar euroyu aşacağımıza inanıyorum

– Ortak yatırımlar konusunda hükümetler olarak nasıl bir planınız var?

Bu gün yaptığımız toplantıların birini de enerji bakanlığında gerçekleştirdik. Bazı sektörlerde tarafların bir araya gelmesi gerekir. Otomotiv, kimya ve makine bunların başında geliyor bu sektörlerde bir takım girişimler olacak ortak faaliyetler düşünülüyor ve planlanıyor. Ancak bunun dışında enerji sektörüne baktığınız zaman Türkiye’nin de şuan özel bir konumu var. Nükleer enerjiye de dayanmak istiyor ve bu konuda da yatırımları var. Ancak Almanya o konularda biraz daha geriye gitmekte ve bırakmakta. Ancak bütün bu yenilenebilir enerjilerin yanı sıra mutlak surette konvansiyonel enerji kaynaklarının da dikkate alınması gerektiğini örneğin gaz, kömür gibi bu konulara da önem verilmesi gerektiğini tespit ettik. Ve bugün şunu da söyledik, biz Almanya’da bu konularda çok hata yaptık çok bedel ödedik onun için siz yapmayın yardımcı olabilecek kadar yetkin ve etkiliyiz diye bir yaklaşımda bulunduk.

– Bu alanda gelişme konusunda hükümetin kararı var. Yoğun teşvikler de var. Teşvik bekleyen alanlarda var. Enerji sektörünü geliştirirken siz de böyle mi davrandınız?

Enerji sektöründen bahsettiğimiz zaman elbette teşvikler de son derece büyük bir önem taşımakta. Fakat bugünkü toplantılar sırasında bana verilen rakamlarla fark ettim. Güneş enerjisi için verilen rakamın,  rüzgar enerjisi için verilecek olan teşviklerin iki katı olduğunu gördüm. Şu cevabı verdim, “Evet siz yapabilirsiniz. Hiçte eleştirmem ama aynı hatayı bizde yapmıştık zamanında. Bu yüzden bu hataların yapılmasına tekrar edilmesine hiç gerek yok. Yeni teknolojilerin geliştirilmesi açısından baktığımız zamanda bu tip enerji kaynaklarının eşit veya birbirine yakın bir şekilde sübvanse edilmesi teşvik edilmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum.”

– Tüm dünyanın buluştuğu fuarlar düzenliyorsunuz. Bu da yatırımcı için avantaj sağlıyor. Kaç fuar düzenleniyor?

Dünyanın en büyük fuar alanına sahibiz. Lideriz. Köln, Düsseldorf, Essen ve Dortmund şehirleri ile dünyadaki fuar merkezleri arasında birinci gösteriliyoruz. Anuga, Photokina, MEDICA, drupa, boot gibi 70’e yakın uluslararası fuar da her yıl 7-8 milyon ziyaretçi ağırlıyoruz.
– Gördüğümüz kadarıyla ekonomik entegrasyon tamam. Sosyal ve kültürel sorunlar da azaldı mı?

Kısa bir değerlendirme yapacak olursak Türklerin girişimci olarak çok iyi girişimci iyi satıcı iyi tacirler olduklarını söyleyebilirim. Sosyal ve kültürel olarak ise aslında sorunlar hala var. Ancak açıkça söylemek gerekirse artık merkezi bir önem taşımıyor. Çünkü başka sorunlar gelmeye başladı. Özellikle Romanya’dan Bulgaristan’dan gelen insanlarla ilgili bir takım sorunlar var. Bunun yanı sıra farklı üçüncü ülkelerden gelen iltica talepleri ile ilgili sorunlar var. Birde entegrasyon politikası çerçevesinde olumlu hususlar da gerçekleşti. Örneğin camilere izin verilmesi gibi konular entegrasyona yardımcı oldu. Ama sorunlar hiç yok denemez, var. Ve bizde hiçbir zaman göz ardı etmeden üzerinde çalışmaktayız.

– Entegrasyon konusunda sizin yaşadığınız ve unutamadığınız bir örnek var mı?

Var tabi, çok. Yaşadığımız duygusal bir örneği vermek isterim. Geçenlerde Solingen olayları ile ilgili olarak yıl dönümü vardı. Ve o ailenin bir ferdi olan Bayan Genç’in verdiği bir demeçte, “Burası benim ülkem” ifadesini kullandı. Ve bu bizim için çok duygusal bir andı. Biz de bunu geçiştirmedik büyük bir saygıyla ve büyük bir duyguyla içselleştirerek algıladık. Daha sonra aile, meclisimize de geldi. Meclis başkanımızda oturdukları seyirci kısmına hitap ederek konuştu. Dediğim gibi ortak noktalarımız ve bu tip olgularımız hala bulunmakta. Bir konuya daha değinmek isterim. NSU cinayetleri çerçevesinde bir sürü hata yapıldı. Ancak şunu söyleyebilirim ki artık günümüzde çok daha saydam bir şekilde işleyişin üzerine gitmekteyiz örneğin federal mecliste bununla ilgili olarak bir komisyon kuruldu ve bu komisyon hiç kimseye acımadan hareket etmekte, gerek idari yapıda gerekse emniyet güçleri olarak bu konuda çok ciddi çalışmalar yapıldığını söyleyebilirim. Artık olaylara çok daha net baktığımızı söyleyebilirim.

Türkiye yatırım için uygun mu?

Bakan Garrelt Duin, Ankara Temsilcimiz Ferit Parlak’a Türkiye ile ilgili düşüncelerini sordu: “Ben de sizin uzman olduğunuz bir konuyu sormak istiyorum. Yatırımcılar için Türkiye nasıl olacak? Siyasi kararlar açısından da baktığımız zaman şu anda çok önemli teşvikler var, ticari olarak serbest bölgelerde vergi muafiyetleri var, tabi ki bu her zaman bu şekilde böyle devam edemeyecektir. Dolayısıyla yatırımcılar için sizler ne söyleyebilirsiniz yatırım için uygun mu istikrar olacak mı?”
Yabancı yatırımcı için Türkiye’nin coğrafik ve demografik avantajları olduğunu söyleyen Parlak, “Türkiye’nin nüfusu genç, coğrafik olarak da inanılmaz bir stratejik konumu var. Bu ikisi yatırımcıya maliyetler açısından avantaj sağlar. Yaklaşık 8-10 yıldır da siyasi istikrar var. Ancak sermaye sıkıntısı çekiyoruz ve basit işleri seviyoruz. Teknolojiyi fazla kullanamıyoruz, üretemiyoruz. Bu alanlarda sizden öğreneceğimiz çok şey var. Özellikle mesleki eğitim ve Ar-Ge gibi konularda gelişmeye, öğrenmeye çok ihtiyacımız var. Burada tamamlayıcı olabiliriz” dedi.
GarreltDuin

Ferit B.PARLAK
ferit.parlak@dunya.com

“Yabancı yatırımcı nasıl çekilir?” konusunu, yabancı yatırımcı çekme konusunda profesyonelleşmiş bir ülkenin en yetkili ismine sorduk.
“Farkımızı anlatayım kısaca…” dedi Garrelt Duin ve özetledi, “Teknolojik araştırmalar yapan yüzlerce merkezin ve binlerce KOBİ’nin yanı sıra 650 bin öğrencinin öğrenim gördüğü üniversitelerimiz var. Yanında on binlerce gencin öğrenim gördüğü kamu ve özele ait meslek okullarımız var. Dünyanın en büyük fuar alanı da bizde. Köln, Düsseldorf, Essen ve Dortmund şehirlerindeki fuar alanlarımızla dünya lideriyiz. 70’e yakın uluslararası fuarda 7-8 milyon ziyaretçi ağırlıyoruz dünyadan. Tüm alıcıları satıcıları buluşturuyoruz.”
Kuzey Ren Vestfalya gibi refah seviyesi yüksek olabilmek ve yabancı yatırımcı çekebilmek için faizi, dövizi, savaşı, borsayı bir kenara bırakıp mesleki eğitimi ve fuar alanlarını geliştirmek yetecek gibi görünüyor!

Paylaş: